6 Mayıs 2010 Perşembe

HEMA-HATTAT HOLDİNG İLE GREEN IT



Hema-Hattat Holding
Yönetim Bilişim Sistemleri dersi kapsamında GREEN IT konusunda Hocamız Esen ŞİMŞEK'in verdiği araştırma konusuyla birlikte ve isteği ile yönüm HEMA-HATTAT HOLDİNG oldu.Röportajımı burada sizinle paylaşmak istiyorum.
1.Öncelikle kendinizden bahseder misiniz?
-Kenan KAHRAMAN:Yıldız teknik üniversitesi Elektrik Mühendisliği’ni bitirmiştir.4 yıl HEMA’ DA çalıştıktan sonra HATTAT’TA görevine devam emiştir.
-Mehmet ŞEN: Karadeniz Teknik Üniversitesi Gemi Mühendisliği’ni bitirmiştir.7 yıldan beri ar-ge bölümünde çalışmaktadır.
2. Firmanızın amaçları, faaliyetleri, hedefleri nelerdir?
-Amacımız, TÜRKİYEDEKİ en iyi traktörleri üretip firmamızın dünyadaki konumunu daha da yükseltebilmek
-Faaliyetler, en iyi firmalarla irtibata geçerek onları burada ağırlayıp makinelerimizi tanıtıyoruz. Şirketimiz adına Mehmet ŞEN, Uygar UÇMAZ, Abdullah AKKUŞ yapılan fuarlara katılıyorlar. En son Sırbistan’da ki fuardaydıydık.
3.Green I T çalışmalarına ne zaman başladınız?
-Burada işe başladığımdan beri bu çalışmalar var ama ne yazık ki sistemsiz bir şekilde. Açıkça söylemek gerekirse 2008’den beri sistemli bir şekilde çalışıyoruz. Tasarruf tedbirleri alıyoruz. Çevre yönetim sistemleriyle ilgili çalışmalarımız var. Bu uygulamaları burada sistemli bir şekilde ilk uygulayan Cemil HAŞNAZ, Çiğdem ÖZDEMİR’DİR. Şu anda da Emine AKTAŞ bu görevi sürdürmektedir.
4. Firma çalışanların gren IT konusunda bilgileri var mı?
-2 yıldan beri var. Daha önce sözel olarak bilgi verildiği için öncesini saymıyorum.
5. Siz HEMA-HATTAT olarak gren IT hakkında eğitimler veriyor musunuz?
-Her sene periyodik eğitimler veriliyor. Ayrıca atıkların ayrıştırılması,enerji tasarrufu ile bilgilendirme içeren toplantılarımız da oluyor.Çevreye olumsuz bir etkimiz olmaması için çabalıyoruz.
6. Sizce Türkiye’de gren IT ile ilgili başarılı olan firmalar hangileridir?
-KOÇ, SABANCI
-Burada ise BSH, ARÇELİK
7.Green IT konusunda firmanızın başarılı olduğunu düşünüyor musunuz?
- Başarılı olmak için elimizden geleni yapıyoruz. Çünkü bu konuda ki sistemli çalışmalarımızı hep az daha az görüp 24 saatte 48 çalışıyoruz.
8.Green IT kullanarak karbondioksit emisyonunu ne kadar azalttınız?
-Emisyon ölçümümüzde hiçbir sorun yok. Sınırların üstüne hiç çıkmadık. Geçen hafta kontrole gelinmişti. Hiçbir problem yok.
9. Peki siz evinizde gren IT sistemini kullanıyor musunuz?
-Tabi ki de. Örneğin evlenirken tüm elektronik eşyalarımı aplus aldım. Tasarruflu ampul kullanıyorum.
10. Bu konu hakkında gelecek nesillere neler öğütlüyorsunuz?
-Doğaya zararlı atık salmamak için filtreleme yapılmalı, nükleer enerji kullanmamak için enerjimizi tasarruflu kullanmayı öğretmek gerekir. Bu konuyla ilgili kurslar verilebilir aslında. Çünkü iş hayatında gerçekten önemli konular bunlar anlatmak o kadar çok zaman alıyor ki.
11.HEMA-HATTAT olarak işçi alımında nelere dikkat ediyorsunuz?
- eğitim düzeyi, tecrübe,yaratıcılık
12. Çet raporu ile ilgili neler düşünüyorsunuz?
Bu raporu 2 yıl önce aldık. Geçen günlerde kontrole gelindi. Bir problem yok. Fakat onlarında kuralları var ve bu kurallar güncellenip değiştiği oluyor. Örneğin bizim filtreleme sistemlerindeki çıkış dikti. Fakat bu 45 derecelik açıyla düzeltilmesi gerekiyormuş. Tüm çet raporu olan firmalara bu bilgi verildi.
13. Filtrelerinizi ne kadar süreyle değiştiriyorsunuz?
- Filtrelerimiz 3 ayda 1 değişiyor.
Kenan KAHRAMAN ve Mehmet ŞEN'e zaman ayırarak bizi sorularımı cevapladığı için çok teşekkür ederim.

2 Mayıs 2010 Pazar


Edirne'ye en erken Osmanlı Döneminden itibaren Camiler damgasını vurmuştur. İstanbul ve Bursa ile birlikte, ülkemizin en güzel Camileri Edirne'de inşa edilmiştir ve yüzyıllardır ibadete açıktırlar.

Camiler Şehri Edirne'nin tarihi eserlerini tanıtırken, ülkemizin en fazla sayıda tarihi camilerine sahip üç büyük ilinden biri olması sebebiyle; Camilerimizi apayrı bir bölümde ele almak gerekliydi.

Bu nedenle; başta kentin simgesi durumunda olan ve Edirne'nin her yerinden görülebilen Dünya Mimarlık Tarihi'nin en muhteşem eserleri arasındaki Selimiye Camisi olmak üzere; Edirnemizin büyük camileri ile II.Beyazid Camii- Külliyesi-Sağlık Müzesi gibi içinde Cami de barındıran kompleks yapıları; ayrı birer web sayfası ve pdf dökümanı olarak hazırladık. Üst menümüzün altındaki bu sayfanın PDF Belgesi seçeneğinin yanına;tüm Edirne Camilerini içeren PDF belgesini ve Edirne Camileri Fotoğraf Galerimizin linkini ekledik.



Site sağ yan bloğumuzdaki İlgili Bağlantılar Başlığının üstüne de; Edirne Camileri olarak ayrı bir başlık altında; incelemesi bir sayfaya yetmeyecek büyüklükteki tüm yapılarımızın web sayfalarının bağlantılarını ekledik. Bu yapıların ana başlıkları; İçindekiler Tablomuzdan da erişilebilir durumdadır. Edirne'nin büyük Camileri ve Kompleks yapıları dışında kalan diğer camilerin tanıtımını da; içinde bulunduğunuz Edirne Camileri sayfamıza yerleştirdik. Elimizde pek bir bilgi olmayan Küçük ya da yıkık durumdaki Camilerimizi de ayrı bir web sayfası olarak istifadenize sunduk.İlgili Bağlantılar Başlığı altından da Edirne Camileri Foto Galerimize , Osmanlı Döneminde Edirne hakkında ayrıntılı bilgiye ve özellikle Küçük Camilerimizin pek çoğunu kuran kişiler olduklarından; Edirne'nin Kurucuları hakkındaki bilgilere de erişebilirsiniz.



Yıldırım Beyazid Camisi
Edirne'nin XIV.yy'dan, en eski camisidir. Gerek planı gerekse sütun başlıkları yapının haç planlı bir Bizans Kilisesi olduğunu göstermektedir. Yıldırım Bayezid adına camiye dönüştürülürken (1400) temel dışında yeniden yapılmıştır.Yapım tarihini 1396 ya da 1399 olarak gösterenler de vardır.

Kilise üzerine yeniden yapılan Caminin kıblesi yapının eksenine uymadığından mihrap haç kollarından birisinin köşesine konmuş, eğimli bir görünüş almıştır. Son cemaat yerinin iki yanında tabhane odaları (gezici dervişlerin kaldığı) vardır. Günümüzdeki biçimiyle, dört Kemerli, kubbeli ve tek minareli bir camidir.

1877-78 Osmanlı - Rus Savaşı yıllarında Ruslar camiyi erzak deposu olarak kullanmışlardır. Bahçesindeki mezarlarından birinin Fatih tahta geçtiğinde Edirne Sarayı Hamamında boğdurulan Sultan II.Murat'ın şehzadelerinden Ahmet'e ait olduğu söylenir. Yeri tam olarak bilinmeyen mermerden yapılmış ve birbirine geçme küpe şeklindeki asılı iki halka nedeniyle Küpeli Cami diyenler de vardır.



Beylerbeyi Camisi
Tek ve yarım kubbeden oluşan bu cami, içinde çok ilginç Türk-İslam Mezartaşı örneklerinin bulunduğu bir mezarlığa sahip olup, günümüzde de ibadete açıktır.

Hükümet Konağından Sarayiçi'ne giden caddenin sağındadır.1429'da, Sultan II.Murad döneminde Rumeli Beylerbeyi Sinaneddin Yusuf Paşa yaptırmıştır. Yan mekanlı, çokgen planlı tek kubbeli bir yapıdır. Sivri kemerli mermer Taçkapı ilginçtir. İçte büyük kemerin alt yüzünde rumi ve hatayi motifli kalem işi süslemeler göze çarpar. Son yıllarda yeniden yapılırcasına onarılmıştır.

Caminin karşısında Sinaneddin Yusuf Paşa için yapıldığı sanılan yıkık Durumda bir türbe vardır. Sekizgen planlı taş yapıda sırlı tuğla dolgular tek süs öğeleridir.

Mezarlık ortasında bulunan türbe önemli ölçüde tahrip edilmiştir. Halk Arasında bu türbenin İncili Çavuş'a ait olduğu inancı yaygındır.


Gazimihal Camisi
Tunca Nehri'nin ve Gazi Mihal Beylerbeyi köprüsünün sağındadır. Mermer kapı üzerindeki yazıtta, 1422'de Mihal Bey'in yaptırdığı bildirilmektedir. Yan mekanlı (zaviyeli) camiler planındadır. Kesme taştan yapının önünde ağır payeli, beş bölümlü bir son cemaat yeri vardır. Tek kubbeli, tek minarelidir. Alçı mihrabındaki yıldızlar ve geometrik bölmelerden oluşan süsleme özgündür. Ancak, mihrabın alt bölümü su basması yüzünden oldukça bozulmuştur. Caminin kıble yönünde Gazi Mihal Bey'in mezarı bulunmaktadır.

"Yapılış tarzı pek latif, hareminde beş kubbesi olan, ayrıca kurşun örtülü bir saçağı bulunan" bir cami olarak anılır.


Soğan Boğumlu Minare
Minaresi; soğan boğumlu taş külahlı örneklerin ayakta kalan tek ve en iyi olanıdır. 1953 depreminde hasar görmüştür.



Mezit Bey (Yeşilce) Camisi
1440/41'de Sancakbeyi Mezit Bey yaptırmıştır. Yan mekanlı (zaviyeli) Camilerdendir. 1752 depreminden sonraki onarımda, minber eklenerek camiye dönüştürülmüştür. 1889'da yeniden onarılmıştır. Özgün mimarisi Yeşil çinilerle kaplı olduğundan Yeşilce adını almıştır. Küfeki taşından Mihrabın üst bölümünde kabartma frizi (bordürü) vardır. Yine bu bölüm de kalem işi süsleme izleri de görülür.



Darülhadis Camisi
Set yolunun demiryolu köprüsü yakınından sola dönünce görülebilen Dar-ül Hadis Camisi; Sultan II.Murat döneminde medrese olarak 1434 yılında yapılmış Sultan eserlerindendir. (Bazı tarih kitapları, cami ve medresenin ayrı ayrı yapıldığını yazarlar.)

Hz. Muhammet'in Edirne'de II.Murat'a rüyasındayken yapımı için emir verdiği söylenir. Bu nedenle duaların kabul gördüğü yerlerden biri olarak bilinmektedir.

Sonradan camiye dönüştürülen Dar-ül Hadis'in yarısı 1913 yılındaki Bulgar İşgali döneminde isabet eden top mermileri nedeniyle yıkılmış, onarılmaktayken Birinci Dünya Savaşı'nda petrol ve benzin deposu olarak kullanılmıştır. Son yıllarda onarılan ve çevre düzenlemesi yapılan cami ibadete açıktır.



Evliya Kasım Paşa Camisi
Aynı isimle anılan mahallede Tunca Nehri kıyısındadır.

Fatih Sultan Mehmet ve Sultan II.Beyazit dönemlerinde Rumeli Beylerbeyi olan ve daha sonraları başvezirlik yapan Kasım Paşa tarafından 1478 yılında yaptırılmıştır. Cami tek kubbeli olup tek minarelidir.

Cemaatin alınmasını sağlamak için nehre 14 basamak taş merdiven yapılmışsa da günümüzde sadece 2 basamak bulunmaktadır.

Evliya Kasım Paşa'nın mezarı da cami'nin kabristanındadır.



Şahmelek (Paşa) Camisi
Gazi Mihal Köprüsü'nün Edirne yönündedir. 1429'da yapılmıştır. Mahalle mescidi olup, kesme teşten, tek kubbeli bir yapıdır. Taçkapıdaki Taş işçilik ilginçtir. İçten duvarlar rumi bordürlü altıgen çini Panolarla kaplıdır. Yer yer çinili alçı mihrap, sekizgen geçmeler, Geometrelik bordürler ve rumi motiflerle süslüdür.

Bu caminin yerinde önceleri bir medresenin bulunduğu ve ünlü hukukçulardan Molla Hüsrev'in burada müderrislik yaptığı bilinir. Camiyi Musa Çelebi'nin Veziriazamı Kör Şah Melek Paşa yaptırmıştır. Minaresi Balkan Savaşında yıkılmış olup, yeniden yapılmıştır.



Edirne Merkezi Dışında Kalan Önemli Camiler ve Yapılar
İl sınırları içinde İlçelerimizde de önemli Osmanlı tarihi yapıları mevcuttur. Bunlar:



Fatih Camisi (Enez Ayasofyası - Enez)
Bizans döneminden kalan yapı, oldukça büyüktür. Köşe duvarlı, haç planlı kilise grubundandır.

Yapı, Osmanlı Döneminde güneydeki kola mihrap ve minber yerleştirilerek camiye dönüştürülmüştür. Uzunlamasına gelişmiş haç planı ile Orta Bizans, dış yüzeydeki tuğla süslemeleriyle de Geç Bizans dönemi özellikleri göstermesi bakımından ilginçtir. Cami günümüzde yıkılmış durumdadır.



Sokullu Külliyesi (Kasım Paşa Külliyesi - Havsa)
Havsa İlçesinde, Edirne yolundadır. 1576-1577'de Sokullu Mehmet Paşa'nın oğlu Kasım Paşa adına Mimar Sinan'a yaptırılmıştır. Külliye; iki kervansaray, cami, medrese, imaret, çifte hamam, tekke, köprü ve arastadan oluşuyordu. Günümüzde yalnızca cami, hamam, cami avlusuna dayalı ve ne olduğu anlaşılamayan ocaklı - nişli bir duvar, arastanın ortasında cami ile kervansarayı bağlayan dua kubbesi ve külliyeye daha sonra eklenmiş çeşme görülmektedir.


Suya düşen cep telefonları garanti kapsamında değil. Bu nedenle cebinizi kurtarmak size düşüyor. Bunun da çok ilginç yolları var. İşte cep telefonunu kurtarma yolu;

TATLI SUYA DÜŞERSE: İlk olarak cihazın pilini çıkarın… Kısa devre yapmasını önleyin… Daha sonra SIM kartı yuvadan çıkarın. Cep telefonunuzu kaybetseniz dahi SIM kartlar çalışmaya devam ediyor.
-Pil ve SIM kartı çıkardıktan sonra cihazı kuru bir bezle hızlı bir şekilde kurulayın…

ELEKTRİK SÜPERGESİ: Cihaz içindeki nem doğal bir şekilde buharlaştığı taktirde telefonun kurtulma ihtimali daha fazla… Bunu yapmanın en iyi yolu ise bir elektrik süpürgesi ile içine, ortamdaki havanın üflenmesi ya da çekiş özelliği olan bir elektrik süpürgesi ile içerideki havanın dışarı çıkarılması.

-PİRİNÇ KAVANOZU: Kurulandığı halde içinde hala nem olan cep telefonlarını tamamen kurutmanın en iyi yolu ise pirinç taneleri ile dolu bir kavanozun ortasına koyup ağzını kapatmak ve en az bir gün bekletmek. Pirinç taneleri ortamdaki nemi hızla emebiliyor.

-TUVALETE DÜŞERSE: Cihazlar ”tuvalete düşürülmediği sürece” alkolle temizlenmemesi gerekiyor. Solvent içerikli olan alkol, cihaz içindeki plastik bağlantıları eritebiliyor. Bunun yerine hırdavatçılardan temin edebilen ”Denature” alkol kullanılabilir.

-DENİZE DÜŞERSE: Telefonunu denize düşürenlerin, cihazı sudan çıkarıp bu sefer tatlı suya bırakmaları daha sonra oradan da çıkarıp kurulamaları gerekiyor. Çünkü tuzlu su barındırdığı kristallerden dolayı cihazın bazı parçalarına zarar verebiliyor.

YAPILMAMASI GEREKENLER: Kurutma işlemi için asla saç kurutma makinesini kullanmayın. Saç kurutma makinesi, ’soğuk üfleme’ modunda dahi ortamdaki havadan daha sıcak bir havayı makinenin içerisine üflediği için entegre ve lehimlere zarar verebiliyor. Bunun sonucunda cihaza pil takıldığı an telefon kısa devre yapabiliyor.

-Bunun yanında cihazınızı doğrudan güneş altında yada mikrodalga fırında kurutmaya asla denemeyin.

GİZLİ İŞARET: Üretici firmalar, cihazın hem dışına hem de içine garanti etiketleri yerleştirmeye başladı. Su ile temas ettikleri zaman renk değiştiren bu etiketler sayesinde yetkili servis, telefonun içini açmadan dahi suya düşürüldüğünü anlayabiliyor. Birçok telefonun içinde de gizli işaretler bulunuyor.